55

ANONİM ŞİRKETLER VE HUKUK DANIŞMANI BULUNDURMA ZORUNLULUĞU HAKKINDA

Hak arama hürriyeti bağlamında her birey ve tüzel kişilik kendi namına adli mercilere müracaat edip, dava ve şikayet haklarını kullanabilmektedirler.

Bu hakkı kullanabilmek için gerçek kişi veya yetkili organın tam fiili ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Bir başka deyişle hakları kullanma yönünden kısıtlı olmamalıdır.

Türk Hukuku uygulamasında da kişiler Avukatla temsil edilme zorunluluğu olmaksızın kendileri dava açabilmektedirler. Bu durumun meydana getirdiği hak kayıpları su götürmez bir gerçekliktir. Katı uygulanan usul yasalarını sade vatandaştan bilmesini beklemek pek de makul bir durum olmayacaktır.

Toplum olarak temel yasalardaki yeniliklerin gündelik hayatımızdaki yansımalarını içselleştirmekteyiz.

2002 yılında Türk Medeni Kanunu, 2005 yılında Türk Ceza Kanunu, 2011 yılında Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2012 yılında Türk Borçlar Kanunu, 2012 yılında Türk Ticaret Kanunu bu yeniliklerin en başında gelmektedir.

Anılan Kanunlardan Türk Ticaret Kanununda Anonim Şirketlere özgür bir çok yenilik getirilmiş olup bunlardan birisi de Anonim Şirketlerin Avukatla temsil yükümlülüğüdür.

Kimya Hukuk Bürosu olarak faaliyet konularımızın önemli bir kısmını Anonim Şirket danışmanlığı oluşturmaktadır. Şirketlerin girift yapıları ve ticari ilişkilerden doğan  durumlar birçok hukuki soruna yol açabilmektedir. Şirketlerin yaşadığı hukuki sorunlarda Avukatlardan hukuk hizmeti almaları kendi tercihlerinin olmalarından öte Yasalarca öngörülmüş bir zarurettir.

Anonim şirketlerde ve Yapı Kooperatiflerinde Danışman Avukat bulundurma zorunluluğu 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile getirilen bir zorunluluktur.law courts

Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, Esas Sermaye miktarı 250 bin TL ve üzerinde olan ANONİM ŞİRKETLER ve üye sayısı 100 veya daha fazla olan YAPI KOOPERATİFLERİ sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadırlar.

Esas sermaye miktarı 250 bin TL’nin altında kalan Anonim Şirketler, Limited, Adi veya Hisseli komandit, Kolektif gibi Sermaye ve Şahıs şirketleri ile 100 üyeden az Yapı Kooperatifi ile diğer Kooperatifler için ise Sözleşmeli Avukat bulundurma zorunluluğu yoktur.

Yukarıda belirtilen hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet Savcısı tarafından Sözleşmeli Avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir.55

Bu cezai yaptırım gerçeği ışığında; Kimya Hukuk Danışmanlık olarak Esas Sermaye miktarı 250 bin TL ve üzerinde olan ANONİM ŞİRKETLER ve üye sayısı 100 veya daha fazla olan YAPI KOOPERATİFLERİNİN kurumlarına hizmet verecek Avukat bulundurma yükümlülüklerini yerine getirmelerini tavsiye etmekteyiz.

Konu hakkında görüşlerinizi ve Danışmanlık talepleriniz için “[email protected]” adresine e-posta göndererek veya 0342-322 33 37 numaralı telefonu arayarak bizlerle paylaşabilirsiniz.

m4

MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ DAVALARI

Markanın Hükümsüzlüğü düzenlemesi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25. maddesinde yer almaktadır.

Adli mercilere intikal eden uyuşmazlıkların önemli bir kısmını markanın hükümsüzlüğü davaları oluşturmaktadır.

Markanın hükümsüzlüğü yargılaması hukuk muhakemeleri kanununa göre yürütülse de; Ceza Hukukunun süjelerinden Cumhuriyet Savcısı ve ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşlar 25. Maddenin 2. Fıkrası uyarınca bu davayı açabilmeye yetkili durumdadır.

Hükümsüzük kararı markanın sicilden terkin edilmesi sonucunu doğurması nedeniyle mülkiyet hakkıyla doğrudan ilgilidir.

Bir markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmesi için markanın tescilinin mutlaka veya nispi red nedenlerinden birinin mevcudiyeti gerekmektedir. Bu anlamda tescili konu olan mal ve hizmetin bir başka mal ve hizmet yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer olması ya da tamamlayıcı nitelikteki bir sınıfta markanın tescil edilmiş olması markanın hükümsüzlüğü sonucunu doğuran bir durumdur.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu markanın hükümsüzlüğü davası açılabilmesi için 5 yıllık hak düşürücü süreyi dava şartı olarak düzenlemiştir. Bu anlamda hükümsüzlük talebi sunacak olan marka sahibi, bu talebini öğrenim tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde muhataba yöneltmelidir.

Markanın hükümsüzlüğüne ilişkin Mahkeme kararının ifası için verilen kararın kesinleşmiş olması gerekmektedir.m2

MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE İPTAL DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR

Markanın Hükümsüzlüğü düzenlemesi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25. maddesinde yer almaktadır. Maddenin devamında iptal halleri ayrı bir bölümde düzenlenmiştir. İptale ilişkin davalarda Türkpatent’e sunulan itirazların reddine ilişkin kararların iptali dava konusu edildiği için bu da Türkpatent’e de yöneltilmektedir.

25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. 26 ncı madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.